hastane_randevu.jpeg

23 07 2014

İSLAM ALİMLERİ

TAM İLMİHAL SEADETİ EBEDİYYE

RAHİM ER

 
Eser: Rahim Er
Sevgili Peygamberimi anlat…
 
Anlat bana, öğret bana. En evvel Peygamberimi anlat. Muhammed aleyhisselâmı anlat. Muhtacım Ona… Onu anlatarak yolumu aydınlat…
Rahmet ve mağfiret ayı olan şu mübarek ramazan günlerinde, Müslümanlar iftar sofrasına oturduğunda, dünyanın dört bir yanındaki din kardeşlerinin maruz kaldığı zulüm, baskı ve katliamlar yüzünden lokmalar boğazında düğümlenmekte… Maalesef İslam dünyası kan ve ateşler içinde. Filistinlilerin üzerine, İsrail günlerdir en vahşi silahlarla ölüm yağdırıyor ve insanlığın gıkı çıkmıyor. Suriye’de Esad rejimi, üç buçuk seneden beri bütün dünyanın gözü önünde, iki yüz bin savunmasız insanı katletti. Irak’ta son on iki yıldır savaş ve terör hüküm sürüyor. Kaç milyon insanın hayatını kaybettiği dahi belli değil. En vahimi de, IŞİD gibi sayısız terör örgütlerinin Irak’ta; Suriye’de, Libya’da, Somali ve Nijerya’da, güya din adına, güya cihat hesabına, koyun gibi insan boğazlamaları!..
İslâm dünyasındaki bu perişanlık nedir, bu felaketlerin sebepleri nedir? Üzerinde çok düşünmemiz gerekiyor. İslamiyet adına ve fakat İslâmiyet ile hiç alakası olmayan, her türlü sapıklığı yapan örgütleri kim kurduruyor, kimler destek veriyor? Bu dehşet verici gidişatın önüne nasıl geçebiliriz? Bu hayati meseleye çok kafa yormamız lazım… Hiç şüphesiz her şeyin temelinde, İslam dininin hakiki yolundan sapma gaflet ve dalaleti yatıyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin tebliğ ettiği ve örnek yaşayışıyla gösterdiği Müslümanlığı bırakıp, dalalet yoluna sapanlar, gün be gün azarak bugünkü derekeye düştüler. Tekbir getirerek, vahşet üzerine vahşet sergiliyorlar…
Peki, çare nedir? Çare, Peygamber Efendimizin örnek hayatını ve onun tebliğ ettiği İslâm ahkâmını öğrenmek ve öğretmek!.. Büyük İslam âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvasi hazretleri diyor ki: “İslamiyeti anlatmak isteyen Resulullahı anlatsın; İslamiyete dair her şey onun hayatında vardır.” Sevgili okuyucular, Türkiye gazetesinin kültür hizmetleri içerisinde; Sevgili Peygamberim serisini, hem kitap hem de kaset olarak çoğunuz mutlaka biliyorsunuz. Yıllarca şu muhteşem cümleler kulaklarımızda yankılandı: “Anlat bana. Ne olur Sevgili Peygamberimi anlat. Muhtacım ona… Kâinatın Efendisini tekrar tekrar anlat… Öğret bana. Muhammed aleyhisselamı anlat. Onu anlatarak yolumu aydınlat...”
Gazetemizin yazarı Sayın Rahim Er’in, yaklaşık otuz senedir üzerinde çalıştığı Sevgili Peygamberim kitabı, Bâbıâli Kültür Yayıncılığı tarafından, tek cilt hâlinde yayınlandı. (www.bkymarket.com) 942 sayfalık bu kıymetli eserin, okullarda da Siyer-i Nebi derslerinde okutulmasını hararetle tavsiye ederim. Özellikle gençlerimizin, Resulullahın hayatını doğru kaynaklardan okuyup öğrenmesi çok ama çok önemli. Zira yalan-yanlış kaynaklardan öğrenilen bilgilerin, insanları doğru yoldan nasıl saptırdığını dehşet içinde müşahede ediyoruz. İşte, İslam adına ve cihat iddiasıyla, yüce dinimizle hiç ama hiç ilgisi olmayan vahşetleri ortaya koyan Selefi, Vehhâbî vb. sayısız cereyan ve teşkilatın, yaptığı tahribat ortada… İnsanlarımızın bu sapık fırkalara aldanmaması için, mutlaka dini doğru şekilde öğrenmesi gerekir. Bu da ancak ve ancak doğru kaynaklardan okumakla mümkün!
Sevgili Peygamberim, herkesin kitaplığında bulunması lazım gelen çok kıymetli bir eser.
Bu makale alıntıdır.
Yazının Sahibi:
Türkiye Gazetesi
Genel yayın Yönetmeni
Yazar: İsmail Kapan

 

 

Aşağıdaki videolarda Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazfretleri ve Hüseyin Hilmi Işık Efendi ile Enver Ören Abi hakkında kısa ve özlü bilgiler mevcuttur.

 

İşte biz, bu konuşmamızda, "Anadoluyu Mayalayanlar"dan, “Seyyid Abdülhakîm Efendi” hakkında, yukarıdaki konularla ilgili olarak, ilmî kaynaklarda bulabildiğimiz değerli bilgileri, sizlere takdîm etmeye çalışacağız.

”Seyyid Abdülhakîm Efendi, son asırda yetişen, zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mâhir, büyük bir âlim ve rûh bilgilerinin mütehassısı büyük bir velîdir” diyebiliriz.

İSTANBUL
Ramazan Ayvallı Seyyid Abdülhakim Efendi Hazretlerini anlattı.
Esenler Dörtyol Meydanı’nda Prof. Dr. Ramazan Ayvallı tarafından verilen konferansa çok sayıda vatandaş katıldı. Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, konferansta, Abdulhakim Arvasi’nin hayatından kesitleri Esenler halkıyla paylaştı.
 
Eğitimin her dönem önemli olduğunu ve Abdulhakim Arvasi’nin yaygın bir eğitimci olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, “Örnek insan, ideal eğitimci bundan 14 asır evvel tek başına tebligata başlayarak 23 sene gibi çok kısa bir zaman zarfında tarihin bir benzerini görmediği ve kıyamete kadar da göremeyeceği 150 bin insanın meydana gelmesine vesile olan, asrı saadetin baş mimarı olan sevgili Peygamberimizdir. Eğitimin örgün olanının bulunduğu gibi yaygın olanı da vardır. Peygamberimizin torunlarından ve varislerinden Seyyid Abdulhakim Arvasi gibi zevat, yaygın eğitimcilerdir” dedi.
 
Arvasi’nin büyük bir alim olduğunu vurgulayan Prof. Ayvallı, şöyle konuştu: “Doğu’da yetişmiş alimler arasında özel bir yeri olan bu zat hakkında sadece yüksek lisans tezleri değil, doktora tezlerinin hazırlanması gerekir. Seyyid Abdulhakim Efendi son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil, 4 mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük bir alim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük bir velidir diyebiliriz. Van vilayetinin Başkale kazasında 1865 yılında doğup, 1943 senesinde Ankara’da vefat eden Abdulhakim Efendi’nin babası Halife Mustafa Efendi, Hakkari’nin Yüksekova kazasının Sakitan köyündendir. Mustafa Efendi, gördüğü kimsenin hangi namazı kılmadığını gözünden anlardı. Dinin emir ve yasaklarına fevkalade titiz, din bilgilerini yaymada gayretli ve çok cömertti.”
 
Abdulhakim isminin hikmet sahibi olan Allah’ın kulu anlamına geldiğini belirten Ayvallı, şunları söyledi: “İlk tahsilini babası Mustafa Efendi’nin huzurunda yaptı. Sonra Başkale’de iptidai ve rüştiye mekteplerini bitirdi. O zaman ilim ve irfan merkezi olan Irak’ın çeşitli şehirlerinde yüksek alimlerden Arap ve Fars edebiyatı, mantık, münazara, fen, matematik, hadis, fıkıh ve tasavvuf dersleri aldı. Daha sonra Arvas’a giderek, yüksek tahsilini zamanın en büyük alim ve velisi Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin huzurunda tamamladı”
Ailesinin zamanın en büyük alimleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Babası Seyyid Mustafa Efendi ve bütün dedeleri zamanın alimleri ve faziletli insanlarıydılar. Arvasi ailesi 600 seneden beri ilim yaymakla ve en üstün insanlık meziyetlerinde numune olmakla tanınmış ve halk arasındaki ayrılıkları gidermekle, milli birliği sağlamakla vazifeleri üstlenmiş bir ailedir. Her hali ve hareketiyle İslamiyet’e uyardılar.”
 
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı,
Hüseyin Hilmi Işık Efendi ve Necip Fazıl Kısakürek gibi isimlerin de Abdulhakim Arvasi’nin öğrencileri arasında olduğunu hatırlattı.
 
 
 
SEYYİD ABDÜLHAKİM EFENDİ HAZRETLERİNİN OKUYANLARA VE DİNLEYENLERE İBRET OLACAK SÖZLERİ:
"Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gittiğiniz yerlerde, ahlakınızla, sözlerinizle, İslam’ın vakarını, kıymetini gösterdiğiniz gibi, giyiminizle de saygı ve ilgi toplayınız."
 
"Çeşitli, lezzetli yemeklerle ve tatlı, soğuk şerbetlerle bedenlerinizi rahat ve hoş tutunuz."
 
"Allahü teâlâ, her şeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere, iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunları diyoruz. Bir iş yapmamız, bir şeyi elde etmemiz için, bu işin sebeplerine yapışmamız lazımdır. Mesela buğday hasıl olması için, tarlayı sürmek, ekmek, ekini biçmek lazımdır. İnsanların bütün hareketleri, işleri, Allahü teâlânın bu âdeti içinde meydana gelmektedir. Allahü teâlâ sevdiği insanlara iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını aldatmak için bunlara, âdetini bozarak sebepsiz şeyler yaratıyor."
 
"Tek vakit namazımı kaçırmaktansa, bin kere ölmeyi tercih ederim."
 
"Namaz, aman namaz, nerede ve ne şart altında olursa olsun mutlaka namaz kılın."
 
“En büyük edep, ilahi hududu muhafazadır, gözetmektir." 
 
"Allahü teâlâ bir kuluna iman vermişse ona daha ne vermemiştir. İman vermemişse ona daha ne vermiştir!” 
 
"Bizim meclisimizde bulunanlar, sükut içinde otursalar ve sükuttan başka bir şey görmeseler bile, din bahsinde âlim geçinenlerin hatalarını keşfederler, bir bir çıkarırlar."
 
“Kur'an-ı kerim şifadır. Fakat şifa, suyun geldiği boruya tâbidir. Pis borudan şifa gelmez.”
 
“Gerçek keramet, kerametin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velinin irade ve ihtiyarı ile değildir. İlahi hikmet öyle gerektiriyor demektir.”
 
“Allahü teâlâ sırrını eminine verir. Bilen söylemez, söyleyen bilmez.”
 
“Ahmaklık, hatada ısrar etmektir.”
 
“Din bilgileri, dünyada ve ahirette, huzuru, saadeti kazandıran bilgilerdir.”
 
“Allahü teâlâ dilediğini yapar. İster sebepli ister sebepsiz, dilediği gibi azap veya lütfeder. Güzel ve doğru Onun dilediğidir.”
 
“Allahü teâlâ bize rahmetiyle muamele etsin. Adaletiyle muamele ederse yanarız.” 
 
"Dostlarımın ayrılığından kalbim kan ağlıyor.
Onları hatırladıkça kemiklerimin iliği yanıyor."
Hicri 1362 de(Miladi 1943) Ankara'da vefat etti. Kabri Bağlum Kabristanındadır.
Kendisi kabre konulmadan önce, Oğlu Ahmet Mekki Efendiye sorarlar:
Telkinini kimin vereceği, oğlu fazîletli Ahmed Mekki Efendiye sorulunca; "Babam Hilmi'yi çok severdi. Onun sesini iyi tanır. Telkinini Hilmi versin" buyurdu. Böylece telkin vermek ve kabr-i şerîfine girmek vazîfeleri talebesi Hüseyin Hilmi Beye nasîb oldu.
 
TEKRAR VE BÜYÜK HARFLERLE YAZIYORUM.
 
Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin oğlu: Ahmed Mekkî efendi’nin ricâsı üzerine, Seyyid Abdülhakîm Efendi’nin cenâze namâzında bulunmanın yanısıra, telkîn vermek ve kabr-i şerîfine girmek vazîfeleri, talebesinin büyüklerinden merhûm dîn ve fen âlimi Hüseyin Hilmî Işık Efendi’ye nasîb olmuştur.
Ağlasın, kan ağlasın her müslümân!
Çünki, seyyid Abdülhakîm terk etti cân,
 
SEYYİD ABDÜLHAKİM ARVASİ HAZRETLERİHÜSEYİN HİLMİ IŞIK EFENDİDr. Enver Ören
 

 

 

 

 

 

 

 

 

1929 yılı, Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi... 

İmanına saldırılan dünyada yalnız kalmıştı. Halıcıoğlu Askerî Lisesine geldikten sonra mekteplerden din dersleri kaldırılmış, büyük bildiği, saygı gösterdiği hocaları İslâmiyete, imanına, sevdiklerine saldırır hale gelmişti.
Son zamanlarda iman ile küfür arasında bocalıyordu. 


Hıçkırarak ağlamaya başladı. Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesine bakarak gözyaşları içinde dua etti, "İslâm bilgilerini öğrenmek, sevgine kavuşmak istiyorum. Beni din düşmanlarına aldanmaktan koru!" diye yalvardı. Bu öyle bir yalvarıştı ki, "İsteyeni kavuştururum" buyuran Allahü teâlâ, mürşid-i kâmillerin önde gelenlerinden Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretlerini nice zorlu hicretten sonra Ona hoca eyledi. 

"Fitne yayıldığı zaman, hakikati, doğruyu bilen bir kimse başkalarına bildirsin. İmkânı olduğu halde bildirmezse Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun." hadîs-i şerîfinde bildirilen lanete uğramamak için olağanüstü gayret gösterdi.

Peygamber Efendimizin ve eshabının yolu olan Ehl-i Sünnetin, ebedi saadet yolunun öğrenilmesi, hakiki imana kavuşulması için çalıştı. Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitaplarından alarak, tercüme ederek, tıpkı basımını yaparak altmış Arabî, yirmi beş Farisî ve on dört Türkçe kitabı hazırladı. Bunların bütün dünyaya yayılmalarını sağladı.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 11 Eylüllere rağmen bu mübarek hizmeti kesintisiz yürüttü, bayrağı kendisinden sonra gelenlere devretti.

 

 

 

 

77
0
0
Yorum Yaz